TMO'nun piyasaya girme zamanlaması yanlıştır!

KARADENİZ Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Toprak Mahsülleri Ofisi tarafından 14 TL'den alımlarına başlanan fındık fiyatına tepki gösterdi, "TMO'nun piyasaya giriş zamanlaması yanlıştır" diyerek 2019 yılı fındık ürünü için de "Gelecek yıl çok felaketi yaşanabilir" açıklamasını yaptı.

www.netordu.com
TMO'nun piyasaya girme zamanlaması yanlıştır!

Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB), fındık sektöründe son dönemde yaşanan gelişmelerle ilgili bir basın açıklaması yayınladı. KFMİB tarafından yapılan açıklamada, devletin fındık üreticilerini desteklemek ve kazancını arttırmak için düzenlemeler yapması ve tedbirler olmasının doğal olduğunu ancak bu desteklerin serbest piyasa kuralları çerçevesinde olmasının uluslararası ticaretin vazgeçilmez şartı olduğuna dikkat çekti. 

“TMO’NUN PİYASAYA GİRİŞ ZAMANLAMASI YANLIŞTIR"

Verilecek her türlü desteğin mutlaka sezon başlamadan açık bir şekilde ve değişmez bir kurala bağlı olarak yapılması gerektiği belirtilen açıklamada TMO’nun piyasaya girişinin zamanlamasının yanlış olduğu belirtildi. Açıklamada “Sezon başlamış, fındığın önemli bir miktarı el değiştirmiş, iç ve dış piyasa bağlantıları yapılmış ve dış satışlar kontratlara bağlanmış iken TMO’nun piyasa fiyatının üzerinde bir fiyat ile piyasaya girmesi doğru değildir. Kısa vadede bir memnuniyet oluştursa da uzun vadede zararlı etkileri olacaktır. Öncelikle zaten finansmana erişme yolları neredeyse tıkalı olan tüccar ve ihracatçı kesimlerin bu yeni şartlar çerçevesinde çok daha fazla zorlanacağı kesindir” denildi.


Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Üreticilerin, özellikle küçük ve varlıklı olmayan kesimi fındığını çoktan satmış olup, TMO’nun fiyatlarından istifade etme imkanı mevcut değildir. Sayısal olarak üreticilerin çoğunluğunu oluşturan bu kesimin alınan karara tepkili olması doğaldır. Sahada yapılacak bir araştırma ile bu durum kolayca anlaşılabilir. Alınan karar dış piyasalarda Türkiye’ye ve Türk Fındığına olan güveni azaltmıştır. Artık bundan böyle TMO eli ile en olmadık zamanlarda fındığa müdahale edilebileceği algısı oluşturulmuştur”

"RAKİP ÜLKELER TÜRSFINDIĞINA KARŞI TEDBİR ALIYOR"

Türkiye’deki fındık sektöründeki bu belirsizliklerin Türk fındığına rakip ülkeleri tedbir alma yoluna ittiği belirtilen açıklama şöyle devam etti:

“Türk Fındığına rakip olan ülkelerde ‘Türkiye’de fiyatlar sürekli artacak, biz alanlarımızı genişletelim’ kararının verileceği kesindir. 26.10.2018 tarihinde Agen/Fransa’da yapılan Türkiye-AB Fındık Danışma Toplantısında, Ticaret Bakanlığı ve TMO yetkililerinin de şahit olduğu üzere, hiçbir zaman  8-10 bin ton üzerinde fındık üretemeyen Fransa’nın bile 5 yıl içinde 30 bin tona çıkmayı planladığını açıklaması manidardır. Gürcistan, Azerbaycan, ABD, İtalya ve diğerlerini zaten biliyoruz. Resmi makamlarımızın açıklamaları ile Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki payı daha şimdiden yüzde 78’den yüzde 65 gibi dramatik bir paya düşmüş durumdadır. Bu karar ile Türk fındığının geleceği riske atılmıştır. İhracattaki düşüşün devam etmesi maalesef kaçınılmaz hale gelmiştir. Halbuki ülkemizin stratejik hedefi, dünyada Türk fındığı tüketiminin artışının sağlanması ve bağlantılı olarak içeride üretim ve verimliliğin artırılıp maliyetin düşürülmesi olmalıdır”

"GELECEK YIL STOK FELAKETİ YAŞANABİLİR"

TMO’nun alım yaptığı fındıkların stoklarda bekletildiğine dikkat çekilen açıklamada,  2019 ürününün yüksek olması durumunda devlet stoklarının artacağı, Bu durumda tıpkı 2009’da yaşanan stok felaketinin yaşanacağına işaret edildi. Açıklamada ihracatçı ve tüccar kesiminin beklentileri şöyle sıralandı:  “Fındık tüccar ve ihracatçısına mutlaka pozitif ayrımcılık uygulanmalı ticaretin/ihracatın sürdürülebilirliği sağlanmalıdır. Eximbank kredileri arttırılmalı, erişimi kolaylaştırılmalı ve özellikle Devlet Bankalarının teminat mektubu vermesi sağlanmalıdır.  TL bazında yüzde 30-35 faizlerle ihracat yapılabilmesi mümkün değildir. Türk Fındık İhracatçısı ülkemizin yüz akıdır. Kendisini dünyaya kanıtlamış, yaptığı yatırımlar ve sahip olduğu modern teknoloji ile fındığın artık dış ülkeler yerine Türkiye içinde işlenmesini temin ederek büyük bir istihdam kanalı da açmıştır. Hiçbir ithal girdisi olmadan yüzde 100 yerli olarak yapılan fındık ihracatı tüm tarım ürünleri ihracatımızın yüzde 10’unu oluşturmakta olup, tamamı özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir. Fındık İhracatçı Birlikleri ise sahip olduğu muazzam tecrübe, istatistiksel birikim sayesinde dünya çapında itibarlı kurumlardır” 

"FKB’YE VERİLEN FINDIK İHRACATÇIYA DA VERİLMELİDİR"

TMO tarafından Fiskobirlik’e  2017 ürünü 10 bin ton fındık verilirken, İhracatçı kesime bu imkan tanınmadığı belirtilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi:”Üyelerimizle aynı pazara ürün satan bir kuruma devlet eli ile fındık verilmesi, şartları ne olursa olsun,  gerekçesi ne olursa olsun doğrudan rekabet şartlarının ihlali ve haksız bir uygulamadır. Bu işlem ancak aynı şartlarda, her talep edene uygulanması ile mümkün olabilir. Bu nedenle; FKB’ye verilecek fındıklardan tamamen aynı şartlarda fındık ihracatçılarına verilmesi talebimizi açıkça beyan ediyoruz. Bunun aksi bir uygulama karşısında önce Rekabet Kurumu ve diğer yasal kurumlar nezdinde hakkımızı arayacağımızın bilinmesini istiyoruz. Bu kararın gerekçesi iyi niyetli olabilir. Ancak istenilen hedefin uluslararası rekabete açık bir ürün üzerinden (fındık) yapılması tamamen yanlıştır. Unutulmamalıdır ki, değerli üyemiz FKB’nin zor günlerinde, onun piyasalarda bulunmadığı dönemlerde Türk Fındığına değer katan ve halen ihracatın yüzde 100’ünü gerçekleştiren Türk Fındık İhracatçılarıdır. Fiskobirlik’in kendisine tahsis edilen fındıkları üyelerimize ve herkese açık müşterilere pazarlayacağı da tabiidir. Fındığın ve işlenmiş ürünlerinin tamamını dış ülkelere satan ve iç piyasada da faaliyet gösteren İhracatçı Birlikleri ve onların üyelerinin görüşü alınmadan, popülist ve hiçbir ticari sorumluluğu bulunmayan çevrelerin yönlendirmeleri ile alınan kararlar doğru olamaz. Elbette esas karar mercii halka karşı sorumlu olan, devlet ve hükümet yetkilileridir. Bizler işimizi bu kararlara göre yaparız. Bu güne kadar böyle oldu, olmaya da devam edecektir. Ne var ki istişare esastır ve bu istişare, elini değil, gövdesini taşın altına sokan risk altındaki kesimlerle alınacak kararlar öncesi yapılmalıdır”

eko

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER