Koronavirüs stresi başağrısı yapıyor!

TÜM Dünya'yı kasıp kavuran Koronavirüs Salgını'nda vaka sayısı 12 milyonu, ölü sayısı ise 550 bini geçti. Türkiye'de de durum farklı değil. 188 ülke arasında 15'inci sırada yer alan Türkiye'de 200 bini geçen vaka sayısı karşısında can kaybı da 5 bin 200'ü aştı. Hemen hemen her akşam izlediğiniz ve okuduğunuz Koronavirüs vakaları beraberinde stresi, o stres de şiddetli başağrısını getiriyor. Peki ne yapılmalı? İşte uzmanların önerileri...

Koronavirüs stresi başağrısı yapıyor!

Koronavirüs haberleri, artan vaka ve ölüm oranları beraberinde kaygı ve stresi de getiriyor. Bu da insanlarda şiddetli başağrılarına neden oluyor. İşte bu kaygı ve stresleri yaşamamak, daha sağlıklı bir hayat sürmenize yardımcı olacak.

Medical Park Ordu Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Funda Es, insanların kaygı seviyesini artıran faktörler hakkında şu değerlendirmede ve tavsiyelerde bulunarak, "Genel olarak belirsizlik, farklı düşüncelere ve yorumlara açık olduğu için insanları kaygılandırır. Koronavirüs salgınında da büyük bir belirsizlik söz konusudur. Mesela virüs süreciyle ilgili 'Vakalar Türkiye'de de çıkmaya başladı, ya bende de çıkarsa', 'Ya sevdiklerimde görülürse', 'Dışarı çıkarsam, markete gidersem virüs bulaşır' gibi çeşitli düşünce şekilleri, zihnimizde felaket senaryoları yazmamıza sebep olur. Kaygıyı yaşadıkça, vücudumuz alarm durumuna geçip birtakım semptomlar ortaya çıkarır. Bunlardan en yaygın görülenleri baş ağrıları, kas ağrıları, uyku kalitesinde bozulmalar, dikkat ve odaklanma problemleri, sindirim sisteminde bozulmalar, halsizlik gibi belirtilerdir" dedi.

KAYGINIZI KİŞİSELLEŞTİRMEYİN!

Stres altındayken aslında vücudun verdiği tepkileri normal kabul ettiğimizi ifade eden Uzman Klinik Psikolog Funda Es, insanların optimal düzeyde bir kaygıyı normal karşıladığını vurgulayarak şöyle devam etti: “Ancak optimal düzeydeki kaygı şiddetini artırmaya başlarsa problem haline dönüşüyor denebilir. Bu nedenle yaşanılan kaygının şiddetini artırmamak adına; kaygı için bir not defteri tutup bu defteri yazmak için kendinize bir saat oluşturabilirsiniz. Zihninizden geçen kaygı düşüncelerini belirlediğiniz saatte bu deftere yazın. Kaygı, günün farklı saatlerinde aklınıza gelirse yazma saatine kadar erteleyebilirsiniz. Bu erteleme diğer rutin işlerinize odaklanmanıza da yardımcı olacaktır. Yaşanılan bu krizin kişiselleştirilmemesi gerekir çünkü şu an bütün dünyanın yaşadığı bir durumdur.  Kişiselleştirildiğinde işin içinden çıkılmaz bir hal alabilmektedir. Bu nedenle bu durumun kalıcı bir kriz olmadığını bilmek, artık biraz olsun ne ile baş ettiğimizin farkında olmak ve kendimizi nasıl korumamız gerektiğini bilip önlemler almak bizi ilerleyen süreçlere de hazırlayacaktır. Bireysel olarak kendimizi kaygılandıran faktörlere dikkat etmeye çalışırsak bunları tespit edip üstüne gidebiliriz" ifadelerini kullandı.

Uzman Klinik Psikolog Funda Es, "Endişe ve kaygıyı doğru kullandığımızda sonraki süreçler bizi daha rahat ve güvende hissettirecek, psikolojik olarak daha az rahatsız hissettirecektir" önerisinin de altını çizdi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER