Tatillerin son bulması, okulların açılması ve hatta havaların soğuması ile gerçek hayata döndük hepimiz. Yine başladı bilindik telaşlarımız. Etraf çocuğunu kurstan kursa yetiştiren, olmadığı insan oldurtmaya çalışan, hafifletmeleri gereken gereksiz ve bir o kadar zararlı sınav stresini iyice büyüten ebeveynler ile dolu. Tam da gerçek hayat demişken bireylerebeveynler ve eğitimciler olarak yeni eğitim dönemi başlangıcında şöyle bir kendinize bakmanızı istiyorum…

Ben bir eğitimzedeyim! Berbat bir ilkokul öğretmenim vardı, derslerde açık öğretim sınavlarına çalışırdı. Kendimi anaokulunda değil de okulda hissetmem yıllarımı aldı. Disleksi olduğumu ise 27 yaşındayken öğrendim. O zamana kadar hiçbir eğitimci bunu fark etmemişti. Sayısal derslerde başarılı iken sözel derslerde zorlanıyordum. Hani şu Einstein’dan Mozart’a, Beethoven’danLeonardo da Vinci’ye kadar birçok dâhinin yaşadığı rahatsızlık disleksim varmış da kimsenin haberi yokmuş. Bu nedenle okumayı sevmem ancak üniversite sonrası dönemime denk geldi.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ...