Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 19 Şubat 2020 günü TBMM Meclis Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmayı bütün Türkiye izledi ve dinledi, ama izlemeyen veya dinleyemeyenlar varsa onlara tavsiyem; bu konuşmayı başından sonuna kadar bir kez olsun izlesinler veya dinlesinler.

Çünkü, özellikle FETÖ/PDY Terör Örgütü'nün siyasal zemininin konuşulmaya, gündeme getirilmeye çalışıldığı bugünlerde, bence bu konuşma Cumhurbaşkanı'nın tarihe iz bırakacak konuşmalarından biri olmuştur. Hatta arşivlerde saklanacak kadar da kıymetlidir. Eğer çok uzun, o kadar vaktim yok diyorsanız da, bu yazıyı anlayarak okumak, emin olun çok da fazla zamanınızı almayacaktır. 

İşte o konuşmadan satır araları...

"Bu ülkede FETÖ meselesinin çok uzun ve derin, sosyal, siyasi, kültürel kökleri olduğunu bilmeyen kimse yoktur. AK Parti'den önce olduğu gibi AK Parti döneminde de Türkiye bu süreci yaşamıştır."

"Yapı diğer pek çok sivil toplum örgütü gibi toplumun ve hukukun meşru kabul ettiği sınırlar içinde faaliyet yürütürken, tehdit ilan edilmiş değildir. Heralde Sayın Ecevit'in, CHP'nin veya DSP'nin Başkanı olduğunu bilmeyen yoktur. Ve aradaki muhabbeti bilmeyen de yoktur. Ne zamanki bu yapının, eğitim, hayr, dayanışma sınırlarını aşıp devleti ele geçirmeye çalışan bir örgüt olduğu netleşmiştir, işte o zaman karşısında bizi, milletimizi ve hukuku bulmuştur." 

"Türkiye'de FETÖ'nun serpilmesinde, büyümesinde, güçlenmesinde herkesin payı olabilir, ama bu ülkede FETÖ'yu terör örgütü olarak ilan edip O'na savaş açan Şahsım ve AK Parti'dir."  

"Şunu da çok açık söyleyeyim. Bu süreçleri çok iyi bilen birisiyim ve FETÖ'nun bu ülkede anlaşamadığı, görüşemediği tek lider vardır. O da merhum Erbakan Hocamız'dır. Erbakan Hocamız'dan nefret ederdi ve hiçbir zaman da bir araya da gelmemişlerdir, ama şimdi Erbakan Hocam ile beraber olduğunu iddia eden malum Zat, ne yazık ki O'nun müritleriyle, O'nunla beraber dirsek temasında olanlarla beraber yürüyorlar. Onları da herhalde ismen zikretmeme gerek var mı? İsraf olur." 

"Hergün birileri çıkıp FETÖ konusunda ahkam kesmeye çalışıyor. Halbuki bu ülkede vesayet güçleri yıllarca FETÖ'ya en küçük bir şekilde dokunmamışlar." 

"Vesayet tüm gücüyle üzerimize gelirken, hem bu işin arkasındaki FETÖ gölgesini, hem de örgütün bürokratik ve toplumsal işgal projesini fark edip, gereken tedbirleri 10 yıl öncesinden almaya başladık. Sene 2010. Zaten süreç 2010'da başladı." 

"İlk zamanlar bu yapının oluşturduğu tehdidi kendi çevremize bile anlatmakta zorlandığımızı kabul ediyorum." 

"MİT Kumpası, bu yapının gerçek niyetinin şüpheye mahal bırakmayacak şekilde anlaşılmaya başlanmasını sağladı. Hem siyasette, hem bürokraside, hem de nazımızın geçtiği sivil toplum yapılarında bildiğimiz teşhis ve tespit ettiğimiz FETÖ'cüleri süratle tasfiye etmeye başladık. FETÖ'nün devlet ve toplum hayatımızın kılcal damarlarına kadar sızmasının tarihi eskidir ve müsebbibleri çoktur, ama FETÖ'yle gerçek bir anlamda amansız bir savaşa tutuşan tektir, 2010 itibarı ile o da biziz." 

"Biz ülkenin yönetimini devraldığımızda güya bu konuda en hassas kurumlar olan ordunun, emniyetin, yargının, akademinin kritik noktaları zaten örgüt tarafından işgal edilmişti. CHP dahil olmak üzere yıllarca irticayla mücadele bahanesiyle cadı avına çıkar gibi Müslüman avına çıkanların, tek bir gün bile gerçek anlamda FETÖ'cuları hedef aldıkları görülmemiştir. Çünkü dosyaları hazırlayanlar kimlerdi? Silahlı Kuvvetler'in içerisindeki FETÖ'culardı. Emniyet içindeki FETÖ'culardı. Devletin kurumları içerisindeki FETÖ'culardı. İşte her yerde bunları rahatlıkla görebilirsiniz." 

***

Bu arada ekranda bazı görüntüler gösterildi.

Firari FETÖ'cu Gazeteci Ekrem Dumanlı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. Kılıçdaroğlu'nun eski başdanışmanı FETÖ'cu Fatih Gürsul ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. 

Kılıçdaroğlu'nun FETÖ'cu danışmanlarından Murat Aksoy. Yeni Dünya'dan Ahmet Caner. Yine eski başdanışmanlarından FETÖ'cu Rasim Bölücek ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu. Tutuklanan CHP'li Urla Belediyesi eski Başkanı Burak Oğuz ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu.

***

Satır aralarına devam ediyoruz. 

"Şu anda bakın, aynen ekranda da bunları görüyorsunuz. Kimlerle nasıl, nerelerde bir araya geliyorlar. Terörist başının ismi ve örgütün rumuzu şimdi daha iyi anlıyoruz ki, kasıtlı bir şekilde Müslümanlara karşı yürütülen saldırıların maskesi olarak kullanılmıştır. Milli Güvenlik Kurulu'nda biz bu meselenin üzerine gidene kadar alınan kararların hepsinin de gerisindeki gizli niyetin FETÖ'yle mücadele değil, toplumsal reaksiyonu tetikleyerek FETÖ'yu koruma olduğunu görüyoruz. İşte buyrun. FETÖ'cu danışmanlar Bay Kemal'in yanında. Akıl hocaları onlar. Sadece onlar değil, İP'in de danışmanlarında yine onlar var. Tam bir istila hareketi." 

"Arkadaki gerçek oyunun ortaya çıkmaması için kurulan bu tezgahın yıllarca başarıyla yürütüldüğünü teslim etmemiz gerekiyor." 

"Kasım Gülek'ten Ecevit'e kadar, namlı CHP'lilerden 12 Eylül ve 28 Şubat darbecilerine kadar herkes bu oyunda üzerine düşen rolü oynamış, FETÖ'ya figüranlık yapmışlardır. Bu oyunun son perdesinin başrolü de Kemal Kılıçdaroğlu'na verilmiştir." 

"Dikkat ediniz. 15 Temmuz Gecesi FETÖ, şahsımdan bakanlarımıza, bürokratlardan medya temsilcilerimize kadar iktidarıyla, muhalefetiyle pek çok milletvekiline kadar herkesin peşine düşmüştür. Bir tek kişi FETÖ'nun özel ilgisine, himayesine, korumasına mazhar olmuştur, O da Kemal Kılıçdaroğlu'dur. İstanbul Atatürk Havalimanı'nda, FETÖ'cuların tanklarıyla burun buruna gelen bir Genel Başkan'ın önünde bir anda tüm yollar açılmıştır." 

"Sayın Kılıçdaroğlu. Biz tankların karşısındaydık. Biz F16'ların altındaydık. Biz helikopterlerin altındaydık. Milletimle beraber biz havalimanındaydık, ama sen Bakırköy'de Başkanı'nın evinde kahve yudumluyordun." 

"Şahsımı öldürmek için helikopterle, uçakla, tankla, özel yetiştirilmiş timlerle arayanlar Marmaris'ten taa Atatürk Havalimanı'na kadar Kemal Kılıçdaroğlu'na bu şefkati niçin gösterdiler? İnsan bu şahsın evinin ve cüzdanının en gizli köşesinde 1 dolarlık bir banknot saklayıp saklamadığını da merak etmiyor değil. Ve benim orada korumalarım, evet gazi oldu. Hanım korumalarımız aynı şekilde gazi oldu. Bay Kemal, senin bunlardan haberin var mı? Bak, aradan nice zaman geçti, bu harekatın içerisinde olanlar hep yakalandı. Ve o SAT komandoları, hepsi yakalandı, ama bir kısmı Yunanistan'a kaçtı." 

"Bana da adaya gitmemi tavsiye edenler oldu. Ben de o kardeşimize dedim ki; ben bu topraklarda doğdum, bu topraklarda öleceğim." 

Sözün bittiği yer...

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapılan bu konuşma, tekrar söylüyorum. Son derece samimi, son derece açık, net ve tarihi konuşmalardan biridir ve arşivlerde saklanacak kadar da kıymetlidir.